İçeriğe geç
Karaman Bakış

Gündelik meraka sade, işe yarar cevaplar

Ev ve Yaşam

Meze sofrasını dengeli kurmanın yolları

Tat, doku ve sıcaklık eksenlerinde kurulan meze düzeni; çeşit sayısı, servis kapları ve zamanlama üzerine notlar.

Derya Akpınar 3 dk okuma

Meze, tek bir yemek türü değil bir sofra kurma biçimidir. Ortadaki büyük tabak yerine, birbirinden farklı küçük kâselerin yan yana durduğu, herkesin kendi temposunda ilerlediği bir düzendir. Bu yüzden meze sofrasının başarısı tek tek tariflerin lezzetinden çok, aralarındaki dengeden gelir.

İyi kurulmuş bir meze sofrasında hiçbir tabak diğerinin önüne geçmez. Tatlar birbirini tamamlar, dokular birbirinden farklıdır ve sofra ilerledikçe yorulma hissi oluşmaz. Kötü kurulmuş bir sofrada ise beş ayrı kâse aynı şeyi söyler; hepsi yoğurtludur, hepsi yağlıdır ya da hepsi aynı otu içerir.

Denge, üç eksen üzerinde kurulur

Birinci eksen tat yönüdür. Sofrada en az bir asitli, bir tuzlu-yoğun, bir de nötr tabağın bulunması gerekir. Asit, damağı temizler ve yağlı tabaklardan sonra yeniden iştah açar. Nötr olan ise diğerlerinin arasında dinlenme noktası sağlar.

İkinci eksen dokudur. Ezilmiş ve kremamsı bir taban varsa, yanında çiğnenebilir bir şeyler olmalıdır. Sofradaki her tabak kaşıkla yenen bir püre kıvamındaysa, birkaç lokma sonra tek düzelik başlar. Bir turşu, bir kavrulmuş kuruyemiş ya da diri kalmış bir sebze bu boşluğu doldurur.

Üçüncü eksen sıcaklıktır. Meze denince akla soğuk tabaklar gelse de, sofraya bir sıcak eklenmesi düzeni belirgin biçimde canlandırır. Bu bir tavada pişmiş sebze, fırınlanmış bir hamur ya da ılık bir baklagil olabilir.

Az sayıda tabak, iyi hazırlanmış olmalı

Meze sofrasında yaygın bir yanılgı, çeşit sayısını başarı ölçüsü saymaktır. On tabakla kurulan ama her biri aceleyle hazırlanmış bir sofra, dört tabakla kurulan özenli bir sofranın gerisinde kalır. Ayrıca fazla çeşit, porsiyonların gereksiz büyümesine ve sofra sonunda artan yiyeceğe yol açar.

Pratik bir kural, kişi başına üç ila dört çeşit hesaplamak ve bunların en az birini önceden hazırlanabilir olanlardan seçmektir. Zeytinyağlılar, baklagil ezmeleri ve turşular bir gün önceden yapılabilir; hatta çoğu beklediğinde daha lezzetli olur.

Servis düzeni deneyimi şekillendirir

Tabakların sofraya yerleşimi rastgele olmamalıdır. Benzer renkteki kâseleri yan yana koymak sofrayı görsel olarak düzleştirir. Koyu renkli bir ezmenin yanına açık renkli bir yoğurtlu, onun yanına yeşil ağırlıklı bir tabak yerleştirmek hem iştah açıcıdır hem de tabaklar arasında ayrım yaratır.

Kâselerin boyutu da önemlidir. Meze küçük kaplarda servis edildiğinde daha özenli görünür ve kişi başına düşen miktar kontrol altında kalır. Büyük kaplarda servis edilen mezeler hızla dağınık bir görüntü alır.

Ekmek ise sofranın sessiz düzenleyicisidir. Tek çeşit ekmek yerine, biri yumuşak biri daha çıtır iki seçenek sunmak farklı mezelerle uyumu artırır.

Zamanlama ve sıcaklık

Soğuk mezelerin buzdolabından çıkar çıkmaz servis edilmesi, tatların kapalı kalmasına yol açar. Yirmi dakikalık bir bekleme, özellikle zeytinyağı içerenlerde belirgin fark yaratır.

Yeşillik içeren tabaklar ise en son hazırlanmalıdır. Maydanoz, dereotu ve taze soğan doğrandıktan sonra hızla su salar ve solar. Aynı şekilde limon ve nar ekşisi gibi asitler de servise yakın eklendiğinde tazeliğini korur.

Meze sofrasının asıl amacı hız değil süredir. Tabaklar aynı anda tüketilmek için değil, sohbete eşlik etmek için kurulur. Bu yüzden kurulan denge, sofranın ilk on dakikasında değil, ilerleyen saatlerinde kendini gösterir.

Sofrayı önceden planlamak

Meze sofrasının en zahmetli yanı, hazırlığın son ana sıkışmasıdır. Oysa çoğu meze zamana yayılabilir. Bir gün önceden hazırlanabilecekler, sabah yapılabilecekler ve ancak servise yakın hazırlanması gerekenler diye üç gruba ayırmak, mutfakta geçen süreyi belirgin biçimde kısaltır.

Bu planlamanın bir başka faydası, buzdolabı düzenidir. Kâselerin hepsini aynı anda hazırlamak dolapta yer sorunu yaratır. Sırayla ilerlemek hem yer açar hem de her tabağın uygun süre dinlenmesine imkân verir.

Sofraya çıkmadan önce yapılacak son kontrol basittir: tabaklara sırayla bakıp aynı tadın kaç kez tekrarlandığını saymak. Üç tabakta da sarımsak varsa, ikisinde de aynı ot kullanılmışsa, sofra dengesini kaybetmiş demektir. Bu durumda çözüm yeni bir tabak eklemek değil, mevcutlardan birini sadeleştirmektir. Meze sofrasında eksiltmek, çoğu zaman eklemekten daha etkili bir karardır.